Ancak hangi türde olursa olsun, bağımlılık öyle bir bela ki emniyet tedbirleri tek başına yeterli olmuyor. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ düsturuyla siyaset yapan bir hükümet olarak, her çeşit bağımlılıkla mücadelede son derece kararlıyız. Alkolü, sigarayı, uyuşturucuyu adeta özgürlük sembolü gibi yansıtanların gözlerini kapattığı ürkütücü tablo işte budur.
Burdur-Cinayet öncesi sevgilisini arayıp, ‘Eşim evde yalnız, haberin olsun’ demiş
“Her telefon bir çeşit kumarhane haline geldi. Dijital oyunlar, gençlerimizi kumara bulaştırır hale geldi. Uyuşturucu, alkol, sanal bahis, kumar milli bünyemiz açısından terör kadar hatta terörden daha zararlı boyutlara ulaşmıştır. Boşanmaların ve aile kavgalarının en başında bu illetler geliyor.” Eğlence amacıyla girilen birçok oyunun, gençleri farkında olmadan sanal bahis ve kumar tuzaklarına sürüklediğini söyledi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, bağımlılık türlerinin aile yapısı ve toplum sağlığı üzerindeki etkisine vurgu yaparak; uyuşturucu, sigara, alkol, sanal bahis ve kumarın artık terör kadar büyük bir tehdit hâline geldiğini dile getirdi. TRT Genç Kanalı Açılış Etkinliği’nde konuşan Erdoğan, özellikle gençlerin dijital oyunlar ve mobil uygulamalar üzerinden yeni tür bağımlılıklarla karşı karşıya olduğunu belirtti.Erdoğan, dijital mecralardaki oyunlaştırma stratejilerinin risklerine değinerek, “Neredeyse her telefon bir çeşit kumarhane hâline geldi.” ifadelerini kullandı. “Her telefon bir kumarhane haline geldi” ifadesiyle dijital platformların gençler üzerindeki olumsuz etkisine dikkat çekti. Tehlikenin farkında olduklarına vurgu yapan Erdoğan, “Aileler parçalanmakta, nesiller kaybolmakta, istihdama, üretime, eğitime, sağlığa gitmesi gereken kaynaklar insanlık düşmanlarının kanlı dişlilerini ne yazık ki beslemektedir. Grup kürsülerinde kumarı masumlaştırmaya çalışanların, ‘İktidara gelince içkiyi ucuzlatacağız’ diyenlerin ısrarla görmediği acı gerçek işte budur. Alkolü, sigarayı, uyuşturucuyu adeta özgürlük sembolü gibi yansıtanların gözlerini kapattığı ürkütücü tablo işte budur. Zehir tacirlerini çeşitli bahanelerle aklama yarışına girenlerin yüzleşmek istemedikleri durum işte budur. Ama biz bunu görüyoruz, duyuyoruz, tehlikenin farkındayız. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ düsturuyla siyaset yapan bir hükümet olarak, her çeşit bağımlılıkla mücadelede son derece kararlıyız. Güvenlik kuvvetlerimiz, yargımız aynı şekilde görevlerini layıkıyla yapıyor. Ancak hangi türde olursa olsun, bağımlılık öyle bir bela ki emniyet tedbirleri tek başına yeterli olmuyor. Bunun için aile, toplum, siyasi partiler, dernekler, vakıflar, üniversiteler, özellikle medya olarak hep beraber seferberlik ruhuyla hareket etmek, elimizdeki her imkanı devreye almak durumundayız. Kamu spotlarının ötesine geçen yeni bir anlayışla bağımlılık meselesini irdelemeli, incelemeli; bu sorunun üzerine dirayetle gitmeliyiz” dedi. “Şurası bir gerçek ki ekran, sanal bahis, kumar bets10 mobil 3 ve uyuşturucu başta olmak üzere bağımlılık türlerinde ciddi artış yaşanıyor.” diyen Erdoğan, aydınlık yarınların güvencesi olan gençlerin dijital platformların ve sosyal medyanın da etkisiyle bu belaların pençesine daha fazla düştüğüne dikkati çekti.
VATANDAŞ KONUŞTU, SİYASET HAREKETE GEÇTİ
- “Her telefon bir çeşit kumarhane haline geldi. Dijital oyunlar, gençlerimizi kumara bulaştırır hale geldi. Uyuşturucu, alkol, sanal bahis, kumar milli bünyemiz açısından terör kadar hatta terörden daha zararlı boyutlara ulaşmıştır. Boşanmaların ve aile kavgalarının en başında bu illetler geliyor.”
- Recep Tayyip Erdoğan, TRT Genç Kanalı Açılış Etkinliği’nde yaptığı konuşmada Ankara’da yaşanan su krizinin haberleştirilmesine yönelik muhalefetten gelen tepkilere sert sözlerle cevap verdi.
- Yine Filistin’deki işgalin en sinsi yönü olan yerleşimciler meselesini ele alan ‘Kutsal İşgal’ belgeseli, dünya çapında büyük yankı uyandırdı.
- Ortada görevi kamu adına gözcülük yapmak olan medya açısından görmezden gelinemez bir haber vardı.
- “Ankara milyonlarca vatandaşımız kışın ortasında susuzluğa mahkum edildi. 2026’nın Türkiye’sine asla yakışmayan sahnelerine hepimiz kimi zaman üzülerek kimi zaman sorumlular adına utanarak şahit olduk. Kamu yararını gözeten basın kuruluşlarımız da milyonları perişan eden bu sorunu haberleştirdiler. Vatandaşa mikrofon uzattılar. Su bekleyen insanlarımızın şikayetlerini ekranlara taşıdılar. Neticede meseleyi tam olarak çözemeseler bile rahat koltuklarından kalkıp halkımıza açıklama yapmak zorunda kaldılar.
Ama burada çok önemli bir noktaya geliyoruz. Ailelerin feryadı, gençlerin yaşadığı dramlar, medyaya yansıyan hikâyeler artık görmezden gelinemiyor. Genel Başkanvekili Efkan Ala başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda yasa dışı bahis ve sanal kumar detaylı şekilde ele alındı.
Kültür savaşlarının muharebe alanlarından birinin de aile kurumu olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Günümüzde aile kurumu, daha önce hiç olmadığı kadar büyük bir saldırı ve kuşatma altındadır. Sadece son 4 yılda TRT ortak yapımı 100’e yakın film, dünyanın en önemli festivallerinde toplam 500’e yakın ödüle layık görüldü. “Bağımlılıkla mücadelede TRT Genç gibi mecraların katkısına ihtiyaç duyuyoruz. Ekran, Sanal bahis, kumar ve uyuşturucu başta olmak üzere bağımlılık türlerinde artış yaşanıyor. Gençlerimiz bu belaların pençesine düşüyor. Grup kürsülerinde kumarı masumlaştırmaya çalışanların, iktidara gelince içkiyi ucuzlatacağız diyerek görmediği gerçek budur.
Konuşmasında Ankara’daki su krizine de değinen Erdoğan, “Ankara’da milyonlarca vatandaşımız kışın ortasında susuzluğa mahkum edildi. “Ankara’da milyonlarca vatandaş susuzluğa mahkum edildi” Kültür savaşlarının muharebe alanlarından biri de malumunuz ailedir.
Erdoğan; sanal kumar-alkol-sigara bağımlılığı konusunda “Bunu görüyoruz, duyuyoruz, tehlikenin farkındayız” dedi.
Kabahat, kış mevsiminin ortasında şehirlerimizi susuz bırakanlarda mı yoksa vatandaşın çilesini ekrana taşıyanlarda mı? Söz var ya, ‘Şıracının şahidi bozacı.’ Birbirlerinin kusurlarını örtüyorlar. Geceleri soğukta su bekleyen insanlarımızın şikayetlerini ekranlara taşıdılar. İnsanlar gece yarılarında ellerinde bidonlarıyla su kuyruklarına girdi. Malumunuz; Türkiye’nin başkentinde yaşayan milyonlarca vatandaşımız kışın ortasında haftalarca susuzluğa mahkum edildi. Basın özgürlüğünü, hak, hukuk, adaleti dillerinden düşürmezler ama söz konusu kendi çıkarları olunca savundukları ne kadar ilke, kavram, prensip varsa hepsini çiğnemekten hiç çekinmezler.
